izmirliler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izmirliler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2012 Çarşamba

Tarihin İlk Kadın Eylemini, İzmirli Kadınlar Gerçekleştirmiş

Tarihte kadınlar tarafından gerçekleştirilen “ilk protesto”nun, 1828 tarihinde İzmir’de yaşandığı ortaya çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’ndeki belgelere göre, ekmek fiyatlarının zamlanmasına büyük tepki gösteren kadınlar, 3 gün boyunca sokakları işgal etti. Bu protesto sonunda zam geri alındı.


İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’ne İlhan Pınar tarafından bağışlanan belgelere göre, Türkiye tarihindeki ilk kadın ayaklanması 1828 yılında, Kadifekale, Tilkilik, Namazgah ve Damlacık gibi Türk mahallelerinden gerçekleşti.

Kökeni Amazonlara kadar uzanan İzmir kadını, farkını 1828 yılında yaptıkları eylemlerle gösterdi. Belgelere göre, dönemin İzmir Valisi Hasan Paşa tarafından verilen izinle yapılan “ekmek zammı” önce erkekler tarafından protesto edildi ancak sonuç alınmayınca kadınlar çocuklarıyla birlikte sokaklara çıkarak 3 gün boyunca süren protesto gösterileri yaptı. İzmirli kadınların bu protestosu sonrasında ekmek zammı, Hasan Paşa’nın devreye girmesiyle geri alındı.

O dönemlerde İzmir’de bulunan Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun elçisi Baron Anton Prokesch von Osten tarafından tanık olunan olaylar, 1934 yılında Avusturya’da yayımlanan “Jahrbücher der Literatür” (Edebiyat yıllığı) isimli derginin 67. ve 68. sayılarında kaleme alındı. İzmir’de bulunduğu dönemde eski Smyrna’yı arkeoloji dünyasına tanıtan Baron Von Osten, kaleme aldığı yazısında, İzmir’de yaşanan kadın eylemlerini olduğu gibi anlatarak, Türk kadınının zam karşısında gösterdiği mücadeleye geniş yer verdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Oktay Gökdemir, Osmanlı İmparatorluğu döneminde hak ve özgürlükler adına en büyük adımın Meşrutiyet döneminde atıldığını hatırlatarak, İzmir’in bu anlamda Meşrutiyet’ten de önce harekete geçtiğini söyledi. Oktay Gökdemir, “Her yenilikte öncü olan, Osmanlı ve Türkiye için ilklerin kenti İzmir, bu ayaklanmaya da öncü konumunda. İzmirli kadının kendi hakları için sokaklara çıkması önemli bir demokrasi hareketi. Kökeni Amazonlara dayanan İzmir kadını, farkını 1828 yılındaki protestolarda göstermiş” dedi. Oktay Gökdemir, araştırmacı – yazar İlhan Pınar’ın, “İzmir Toplu Yazıları” eserinin, Şubat ayında İzmir Kent Kitaplığı’ndan çıkacağını da sözlerine ekledi.

İzmir'de Eski Rum Köyü; Kokluca/Altındağ

Kokluca, bu günün Altındağ semti. 90 yıl önce İzmirin yanıbaşında bulunan bir rum köyü idi. Pınarbaşı gibi İzmire doğudan gelen yolun üzerinde bulunan bu köy o zamanlar İzmire (Konak) 1 saatlik mesafe uzaklıkta bulunuyordu.

Bozdağların batıdaki son uzantısının üzerinde yer alan Kokluca köyünün evleri sık değil aralıklı olarak inşa edilmiş ve meyve bahçeleri, zeytinlikler içinde bulunuyordu. Köyün tüm halkı rum idi ve yaklaşım 100 aileden (Daha sonra başka bir kaynak da 3000 kişi olarak bahsedilmiştir) oluşuyordu. O zamanlar (19.yy) bu köyde su sıkıntısı yaşanmasına rağmen köy sakinleri rahatça köye su getirebilecekleri bir bütçeye büyük bir çan kulesi yapmayı yeğlemişlerdi. Meryem Ana adına yapılan kilise günümüze ulaşmasa da o zaman ki gezginler tarafından güzel bir kilise olarak adlandırılmıştır.Burası hakkında dönemin romantik Yunan/Rum yazarları tarafından binlerce yıllık Yunan geleneklerini kaybetmemiş hatta ionların torunları olarak bahsedilse de daha önceleri burada Hollandalı seyyah tarafından görülen cami harabesi köyün aslında ilk sakinlerinin Türkler olduğu zamanla Rumlaştığı konusunda bize fikir vermektedir.

Efelerce durdurulana kadar Müslüman ahaliye korku saçan Koklucalı Vasil gibi dönemin azılı haydutlarını ve çetelerini de çıkarmış olan Koklucalı Rumlar dönemin kaynaklarında Türk düşmanı, eşkiyalığı seven ve aşırı Yunan milliyetçisi olarak tanımlanmaktadır. Bunun göstergesi olarak, Yunan İşgal döneminde bir çok Koklucalı Rum genci Yunan ordusuna gönüllü katılmıştır.1922’de burada bulunan köylüler milis olarak Türk ordusuna karşı koymaya çalışmışlarsa da köy halkı 9 Eylül 1922’de burası Yunan Ordusunun artıklarından temizlenmiştir. Köy halkıda Yunanistan’a yerleşmiş ve NEA KOKLUJA (Yeni Kokluca) isminde bir kasaba kurmuşlardır.




19. yy da köy de 1 erkek, 1 kız rum okulu bulunmakta idi. Bu okullardan birisi özgün yapısını kaybetse de ALTINDAĞ İLKÖĞRETİM OKULU olarak eğitime devam etmektedir. Yörede bir zamanlar bulunan mağaralardan dolayı yöreye OPEON adı da verilmişse de bu gün söz konusu mağaraların nerede olduğu belli değildir.

1922’de tahrip olan, yanan köy bir süre askeri birliklere ev sahipliği yapmış, mübadelede giden Rumların yerine köye Yunanistan sonraları ise Bulgaristandan, Yugoslavyadan gelen göçmenler yerleşmiş olup hala Balkan kökenli vatandaşlarımızın yoğun olduğu bir semttir. 1950’lerde Marshall yardımlarıyla İzmir artık bağları bahçeleriyle ünlü tarım kimliğinden sanayi kimliğine geçerken, Bornova’ya bağlı Altındağ’ın kısmetine de bu fabrikalarda işgücünü satacak işçilerin yerleşim bölgesi olmak düşmüş. Önceleri tarlaların bir kısmı, tüccar sanayicilere fabrika yeri için satılmış, sonra kalan yeşil arazilerin üzerine beton dökülüp, buralarda çalışacak işçilere kiraya verilecek çok katlı evler yapılmış.

Bu aşamada ise eski rum evleri bir bir kaybolmuş, kiliseden eser kalmamış, yoğun ve çarpık konutlaşmadan dolayı yeşil alanı sadece mezarlık alanları olan bir yerleşme haline gelmiştir Kokluca.

Kokluca ismi bugün daha çok Kokluca Mezarlığından dolayı bilinmektedir. 1920’lerden sonra oluşturulan genç cumhuriyet dönemi mezarlığı şu an cumhuriyet tarihinin bir çok ünlü İzmirlisini de bağrına basmıştır.

Kokluca aynı zaman da pek bilinmeyen küçük bir Ortodoks mezarlığına ev sahipliği yapmaktadır. 1922’den sonra İzmirde kalan çok az sayıdaki Ortodoks rum için kurulan bu mezarlık da sadece 48 adet mezar bulunmaktadır. Adamopoulos, Amira, Anggelidiou, Anakaroni, Aslani, Basta, Berovitch, Bon, Bragioti, Consolo, Dimitriou, Filidis, Filippovich, Fornetti, Galdies, Gkouvisi, Ioanniais, Ioannidis, Kakye, Kalças, Karpathakis, Kladis, Koen, Leodi, Mamounasi, Menoudakos, Natovits, Pantelaki, Petridis, Pyrgousi, Raduman, Samoglou, Spyrou, Stavridiou, Stavridis, Triandafilidis, Vari, Xalikiopoulos, Xatzoudis, Yorgalo, Zaxariadis soyadlı rum vatandaşlara ait bu mezarlığın içinde ayrıca küçük bir şapel (kilsecik) bulunmaktadır.

Kokluca ismine gelince, Kokluca’nın arkasında Kandere’de Rumların baruthanesi varmış, dereye karışan atıklar mıdır, kimyasal mıdır neyse, kötü kokusu ve rengi nedeniyle “Koğuluça ” yani Kokuluçay dermiş yöre halkı. Koğulça köyünün adı, Kokluca’ya değişmiş zaman içersinde. 1926′da ise Kokluca değiştirilerek Altındağ olarak resmi kayıtlarla işleniyor. Şimdi köyün eski adı” Kokluca” mezarlıkta yaşıyor!

Bornova Ermenileri

Bornova Ermenileri

Smyrna-İzmir, kuruluşundan bu yana bir çok savaş, deprem, salgın ve yangın gördüğünden dolayı Roma dönemindeki ihtişamını Türklerin bölgeye gelerek düzeni sağlamasına kadar uzun süre küçük ve harap bir şehir olarak kalmış, zaman zaman neredeyse tüm nüfusunu kaybetmiş bir kenttir. Ticaret ve liman kenti olarak 16.yy dan sonra yıldızı parlayan İzmir 19. yüzyılda birçok farklı din ve ulustan insanın ticari amaçlarla yerleştikleri bir yer olmuştur. Türkler, Türklerden sonra en önemli toplum Rumlar, Yahudiler, Levantenler ve son olarak Ermenilerdi. Azınlıklar olarak rum ve yahudiler hakkında çok sayıda çalışma var isede İzmir Ermenileri hakkında toplu ve profosyonel bir çalışma mevcut değildir demek pek yanlış olmasa gerektir.

 Bir doğu toplumu olan Ermeni cemaatinin İzmir’e gelişi iki farklı teori ile aktarılmaktadır. İlkine göre; Kilikya’da ki Ermeni Krallığının 1375 yılında düşmesi sonucu, 30.000 kadar Ermeni, Memlüklerin istilasından kaçarak Kıbrıs, Rodos, Hanya ve bir kısmının İzmir’e yerleştiği görüşüdür. İkinci anlatıma göre ise; 1605 yılında Şah Abbas’ın baskısıyla binlerce Ermeni’nin İran ve Anadolu’ya zorunlu göçleridir. Bu göçler özellikle; Nahcivan, Erivan ve Karabağ yönüne doğru gerçekleşir. Buradan da ayrılan bir kısım Ermeniler batıya İzmir’e dek ulaşırlar.

Aslında Ankara ve Afyon Ermenilerininde aynı yolu izlediğinden dolayı ikinci teorinin daha doğru olması gerekir. Ermeni tüccar ailelerini İzmir’e çeken asıl sebep ekonomik olmuştur. Ermeni tüccarlar, İran havzasından gelen İpek ticaretini ellerinde tutmaktaydılar. İzmirdeki karlı ticaret olanakları, şehrin güzelliği, çok uluslu yapısı, toleranslı ve giderek avrupalılaşan hayat tarzı, doğu ve iç anadoludaki dinsel baskılardan kurtulmak isteği İzmire bir Ermeni göçünü başlatmış olmalıydı.

İzmir’de oluşan Ermeni Mahallesinden belki sonraki bir tarihte Bornova’dada hatırı sayılır bir Ermeni yerleşimi ve topluluğu oluşmaya başlamıştı. Bornovada nicelik üstünlükten ziyade nitelik olarak Levantenlerden sonra gelen en varlıklı kesim Ermenilerdi. Çünkü Türk ve rumlar gibi çiftçilikle uğraşan ermeni nüfus çok azdı ve byük çoğunluğu ticaret ile uğraşıyordu. Ticaret ile birlikte de bir çoğu servet sahibi olmuştu. Bornova’da Rumlara göre nisbeten az ama çoğu varlıklı ermeni aileler vardı geri kalan Ermeniler ise zengin köşklerinde hizmetçilik, seyislik, kahyalık vs . gibi işlerle uğraşırdı.Bornovadaki ermenilerin bir kısmı kendi geleneksel Ermeni kilisesini inşa etmiş ve ibadetlerini burada sürdürürken bir kısmı özellikle Levanten ailelerle akrabalık kuranlar Katolik inancına geçerek, ibadetlerini halen meydanda bulunan Santa Maria Katolik Kilisesinde icra ediyorlardı. Katolik olan Ermeni ailelerinden bazılarının mezarları halen Santa Maria Katolik Kilisesinin bahçesinde bulunmaktadır (Aslan ailesi, Baltacı Ailesi vs.).

Bornova Çayı sağ kıyısında 1862 yılında Surp Stephanos (Kutsal Haç) Ermeni Kilisesi inşa edilmişti. Bu kilise Bornova Çayı üzerindeki köprünün kıyısında olup, 30-40 yıl öncesine kadar bazı duvarları görülmekte imiş, şimdi ise burasına ait belirgin bir yapı kalıntısı yoktur. 1922’den sonra yıkılmış olmalı.

Ermeni mezarlığı ise Paterson Köşkünün kuzey-kuzey batısında bulunuyordu. Bu mezarlık yok olmuştur ama özellikle zengin ve saygın Katolik ailelerine ait mezarlar Bornova Santa Maria Kilisesinin bahçesinde hatta duvarlarında halen bulunmaktadır.

Bornova Ermenilerinden ismi kayıtlara geçmiş olanlara gelirsek, zengin ermeni ailelerden Savalanlar, Ekizler, Bandespanianlar, büyük manifaturacı Gasparyanlar ve İplikçiyanları sayabiliriz. Bunlardan Bandespanianlara ayrıca değineceğim. Şu andaki 57′nci Topçu Tugayı Karagah binasıBornova’da manifaturacılık yapan Artur İPLİKÇİYAN ve eşine aitdi. Bu ev 1895-1922 arası ev olarak kullanılmıştır. Karşısında astsubay misafirhanesi olarak kullanılan arazi ve bina Ermeni Aram ve kardeşine ait metruk bir yermiş. Yine şimdi Kars Halil Atilla okulunun olduğu araziye Rum Okulu yapmak isteyen rumlar bu araziyi bir ermeniden satın almıştı. Yine Hilal Okulunun olduğu yerde bir ermeniye ait köşk bulunuyordu. Ermeni kökenli Bandespanian ailesi Bornovanın en varlıklı ailelerinden birisi idi ve şu an Yeşil Köşk olarak bilinen köşk 1880′de Pandespanian ailesi tarafından inşa edilmişti. Bir zamanlar padişah Abdülmecid’i evlerinde misafir eden bu aile bankacılık sektöründe faaliyet gösteriyordu ve Bornovada geniş arazilere sahipti.